|
ESKİ EDEBİYATIMIZDA GENÇLİKLE İLGİLİ BAZI GÖRÜŞLER
Kültürümüzde ve edebiyatımızda
devam eden bir gelenek olarak insan ömrü, hayatı muhtelif safhalara
ayrılmıştır. Mesela; doğumdan dokuz yaşına kadar tufûlliyyet (bebeklik-çocukluk), dokuzdan on beşine
kadar sabâvet (çocukluk), on beşten otuza kadar
şebâbet (gençlik), otuz-kırk beş recûliyyet
(erginlik), kırk beşten altmışa kadar kuhûliyyet
(olgunluk), daha sonra şeyhûhat (ihtiyarlık) gibi
dönemlere ayrılmıştır. Ayrıca insan ömrü, bir yılın
mevsimlerine, gençlik ise bu mevsimlerden bahara
benzetilmiştir.
Edebiyatımızda öğüt verici ve öğretici yönü bulunan,
siyasetnâmeler, nasihatnâmeler ve pendnâmelerde
gençlik ve gençliğin değerine özel bir önem
verilmiştir. Siyasetnâme türünde eser vermiş olan
Yusuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig (1070) adlı eserinde
gençlikle ilgili şu öğütlere yer verir:
“Gayret et, doğruluk yolundan şaşma: Gençliği heder
etme, ondan faydalanmasını bil.
Gençliği aziz tut, çabuk geçer, ne kadar sıkı muhafaza
edersen et, bir gün kaçar.
Gençlik benim için ne topladı ise, ihtiyarlık onları
aldı. O sana da gelecektir.
Başkalarına faydası dokunmayan insan ölü gibidir;
faydalı ol, ölü olma ey mert yiğit.
Gençliğimi geçen bir bulut gibi geçirdim, ömrümü
fırtına süratiyle tükettim.”
Şair Nâbi (1642/1712), oğluna öğüt mahiyetinde yazdığı
“Hayriyye” adlı eserinde gençlikte ilim tahsiline
önemli bir yer ayırır. Bu konuda;
“Sa’y kıl ilm-i şerîfe şeb u rûz
Kalma hayvan-sıfat ol ilm-amûz
İlmün it cümlesini istihsâl
Cümlesin velî itme isti’mâl”
(Şerefli
ilme sahip olmak için gece gündüz çalış, ilim sahibi
ol, hayvan sıfatlı olma. İlimlerin hepsini öğren,
ancak hepsini kullanma.)şeklinde oğluna öğüt verir.
Kültür ve edebiyatımızın incileri olan atasözlerinde
ise gençlikle ilgili şu güzel ifadeler yer alır:
Gençliğin
kıymeti bilinse, kocalığın şikayeti az olur
Gençlik sele, ihtiyarlık durgun suya benzer.
Gençlikte para kazan, kocalıkta kur kazan.
Gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı.
Gençliğimiz ömrümüzün en
değerli safhası, yani hazinesidir. Nitekim “genç”
kelimesi “hazine” anlamındadır. Gençlik çok çabuk
geçer. Bu nedenle onu heder etmeye gelmez. Sonra
hiçbir faydası olmayan bin pişmanlığa düşülür. Bu
dönem bilgi ve yetenek ile süslenmelidir.
Ecdâdını, zannetme, asırlarca uyurdu;
Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?
Üç kıt’ada, yer yer, kanayan izleri şâhid:
Dinlenmedi bir gün o büyük nesl-i mücâhid.
M. Âkif ERSOY
|