KÖRELTİLEN GENÇLİK
Globalleşen dünya ile birlikte çağlar, değişime
uğruyor. Milletler, toplumlar ve medeniyetler
yenileşiyor. Bu değişim özellikle son yüzyıllarda
aşırı bir aktiflik sergilemiştir. Değişimler,
gençliğimizi kendine çekip hayran bırakmaktadır.
XIX. Yüzyıla kadar sadece teknolojik anlamda
gelişen dünya, son yüzyılda bilimin de desteği ile
aşırı bir hız almıştır. Bu hızlı ve sürekli
yenilik, insanların kültür ve medeniyetlerini
değişime uğratmıştır. Avrupa ve Amerika’daki bu
değişimler, dünya ülkeleri arasında yansımaya
uğramıştır. Avrupa ve Amerika’nın kendi kültür ve
medeniyetleri, diğer kültür ve medeniyetlerin
yerini almaya yeltenmektedir. Bunlardan biri de
biziz! Bizdeki Batı hayranlığı, gün geçtikçe
artmaktadır. Batı toplumları, kendi geçmişlerini
geride bırakıp yeni bir sayfa açmışlardır. Teknik
yapı ve bilimsel kanıt güçlendikçe Avrupa, kendi
adını değiştirip “çağa uyum ve uygarlaşma”
demiştir. Biz, onların dün yaşadıklarını bütünüyle
bugün yaşamak istiyoruz. Gençliğimizi sonu belli
olmayan teknolojik ve bilimsel Batı’ya teslim
etmekten çekinmiyoruz. Osmanlı döneminde genç ve
bilgi dolu beyinleri dünyanın çeşitli yerlerinden
getiren milletimiz, bugün bilgi dolu ve genç
beyinleri Batı’ya kaptırmaktadır. Toplumumuzdaki
bu batılılaşma hareketinin faydası yok mu? Tabî
ki, vardır. Teknolojisini ve bilimini alıyoruz.
Bu, bizim için faydalı; fakat kültürel olarak
aldıklarımız da vardır. Bunlar, bizim
zararımızdır. Geçmişimiz, geleceğimize ayna
tutacak niteliktedir. Sanki medeniyetimiz bize
yetmiyor. En basitinden, misafirperverliği
unutmuşuz. Bir Avrupa Birliği’dir tutturmuşlar,
gençliğimizi Batı’ya teslim ediyorlar; kurtuluşu
orada görüyorlar. Aslında bizim genç kuşağımız,
taze beyinlerimiz, içinde bulunduğumuz durumu çok
daha iyi bir mertebeye getirebilirler; ama
üzerimizdeki negatif yük, bizi idealimiz olan
pozitif yüklere ulaşmamızı engelliyor!
Biz,
yarıncılarımızı reaktifleşen aktifliğini
paslandırmadan ait olduğu kinetik ortama
ulaştırmalıyız!