GENÇLİK
Gençlik, hayatımızın en önemli dönemlerinden biridir. Birçoğumuz, bu dönemin güzelliklerini fark edemeden yaşamımızın son dönemlerine doğru adım atarız. Geçmişe dönüp de baktığımızda; (Ah, nerede o eski günler!) diyerek o günlerimizi yâd ederiz. Yaşama mı yenik düşeriz; yoksa yaşam mı bizi yenik duruma düşürür? Bu sorunun cevabını geçmişe sorduğumuzda; geçmiş, cevabını yüzümüzdeki kırışıklarla, yaşamda kaybettiklerimizle, kazandıklarımızla hafızamızda ya renkli, ya da karanlık bir hatıra şeklinde muhafaza edilen kayıtlarla gözlerimizin önüne getirir.

Geçmiş yüzyıllarda; gençliğin iksirini, âb-ı hayatı arama adına önemli çalışmalar yapılmıştır. Âb-ı hayatı arayayım derken; “karanlıklar ülkesi”ne hapsolan kahramanlar belki de, gençliğin önemini, hayatın ve yaşamın zevkini başka şeylerle değiştirmek istemeyen sonu olmayan çabalardır. Bu çabalar, doğa kanunlarını zorlamaktan başka bir durum olmayacağı gibi, doğanın yaşam ve ölüm arasındaki sınırlarına da müdahale edilmeyeceğinin bir göstergesidir.

Günümüzde gençliğin bu efsanevî kurtuluşlara pek de önem göstermediği görülür; artık gençlik, daha iyi yaşam standartlarına kavuşmak istiyor. Daha iyi eğitim olanaklarına, ekonomik özgürlüklerini kazanmaya önem gösteriyorlar. Gençlik okumak istiyor, fırsat eşitliğinin her alanda gösterilmesini ve her gencin aynı imkanlara sahip olmasını istiyor. At gözlüğü takmamış yöneticiler, artık büyük bir potansiyel olan gençliğin arzusudur.

Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunda en fazla güvendiği iki niteliği vardır: Biri stratejik konumu, diğeri barındırdığı genç nüfusudur. Avrupa gibi yaşlanmaya yüz tutmuş bir topluluğun yaş ortalamasını gençleştiren, yani Avrupa’nın ölümsüzlük suyu, Türkiye’nin genç nüfusudur. Türkiye gibi aktif nüfusun yüzde yetmişe yakınının genç olduğu bir ülkenin, gencini yetiştirmiş ve akademik bakımdan doyuma ulaştırmış olması gerekir. Bu nedenle, hem gençlerimizin, hem de bu gençlerin ailelerinin bilinçlenmesi gerekir.

                                     Sahipsiz olan memleketin batması haktır;
                                     Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır!
                                                                         M. Âkif  ERSOY                                     
                                                                                            
                                                                                              Şeyda ÖZMEN (100.YIL ZAFER İLKÖĞRETİM OKULU)